← Tüm makaleler
AİLE13 Eylül 20263 dk okuma

GÜÇ SAVAŞLARI

İnatçılık mı, Bireyleşme Çabası mı?

GÜÇ SAVAŞLARI

Aile danışmanlığı seanslarında ebeveynlerden en sık duyduğum şikayetlerden

biri şudur: "Çocuğum çok inatçı, sürekli bir güç savaşı içindeyiz ve asla laf

dinlemiyor." Genellikle beklenti, çocuğun bu "sorunlu" davranışını değiştirecek

sihirli bir formül vermemdir. Ancak bir sosyolog ve aile danışmanı olarak

benim ilk yaptığım şey, merceği sadece çocuktan çekip tüm aile sistemine

tutmaktır.

Çünkü sistemik bakış açısına göre; ailede hiçbir davranış tek taraflı değildir.

Çocukta gördüğümüz o aşırı "inatçılık", aslında aile sisteminin esnemeyen

kurallarına, sınırlarına veya fark edilmeden yürütülen güç savaşlarına karşı bir

yanıt, bir denge arayışıdır.

İnatçılık Bir Davranış Değil, Bir Çığlıktır

Gelişimsel olarak çocukların belirli dönemlerde (özellikle 2 yaş sendromu veya

ergenlik gibi geçiş evrelerinde) "hayır" demesi, ayak diremesi son derece

sağlıklıdır. Sosyolojik açıdan bakarsak, çocuk toplumun en küçük birimi olan

ailede kendi "bireysel egemenliğini" ilan etmeye çalışıyordur. Yani o an

karşınızda sizinle inatlaşan bir çocuk değil; "Ben de buradayım, benim de

kararlarım ve bir iradem var" diyen büyümekte olan bir birey vardır.

Peki, bu sağlıklı süreç ne zaman yıpratıcı bir "güç savaşına" dönüşür?

Ebeveyn olarak kendi otoritemizin sarsılmasından korkup, çocuğun bu alan

açma çabasına daha sert kurallarla ve "Ben ne diyorsam o!" yaklaşımıyla yanıt

verdiğimizde. İşte o an, konu çocuğun giymek istemediği hırka veya yemek

istemediği yemek olmaktan çıkar; sistem içindeki "Kimin sözü geçecek?"

savaşına dönüşür.

Aile Heykelindeki Güç Dengeleri

Büyük aile terapisti Virginia Satir, aile içi dinamikleri anlamlandırmak için

"Aile Heykeli" tekniğini kullanır. Bu çatışma anlarında ailenizin heykelini

diktiğimizi hayal edelim:

Bir tarafta parmağını sallayarak otoritesini korumaya çalışan, muhtemelen

kendi çocukluğunda da dinlenilmemiş bir ebeveyn; diğer tarafta ise kendini

korumak için tamamen kapanmış ya da öfkeyle bağıran bir çocuk. Bu heykelde

bağ, şefkat ve iletişim yoktur; sadece iki tarafın da kaybetmekten korktuğu bir

halat çekme yarışı vardır.

Çocuk inatlaştığında aslında sistemin bir haritasını okuruz. Acaba evde

çocuğun duygularına, tercihlerine ne kadar alan açılıyor? Yoksa yetişkinlerin

yoğun ve stresli hayat koşturmacasında, çocuğun hızı ve ihtiyaçları göz ardı mı

ediliyor? Çocuk, sesini duyurabilmek için "inatçılık" adlı o tek silahı kullanmak

zorunda kalıyor olabilir mi?

Güç Savaşını Bitirecek Sistemik Adımlar

Eğer evinizde sürekli bir inatlaşma döngüsünün içinde dönüp duruyorsanız,

sistemi şifalandırmak için şu adımlarla başlayabilirsiniz:

1. Kazan-Kazan Formülünü Devreye Sokun (Sınırlar İçinde Özgürlük)

Çocuğa mutlak bir itaat dayatmak yerine, ona güvenli sınırlar içinde seçme

hakkı tanıyın. "Bu sebzeyi yiyeceksin" demek yerine, "Bugün yemeğin yanında

havuç mu yemek istersin yoksa salatalık mı?" sorusu, sisteme esneklik getirir.

Çocuk kontrolün kısmen kendisinde olduğunu hissettiğinde, inatlaşma ihtiyacı

evrilir ve sakinleşir.

2. Kendi İçinizdeki "Otorite" Korkusuna Bakın

Çocuk size direndiğinde içinizde yükselen o öfke dalgasına odaklanın. "Eğer

şimdi taviz verirsem ileride beni hiç dinlemez" korkusu mu yaşıyorsunuz?

Unutmayın, çocuğun sınır çizme çabası size karşı yapılmış bir saygısızlık değil,

onun kendi kimliğini inşa etme sürecidir.

3. Davranışa Değil, Duyguya Bağlanın

Çocuk ayak direttiğinde ebeveyn olarak hıza ve sonuca odaklanırız (Örn: O

ayakkabı hemen giyilecek!). Oysa o an yavaşlayıp, çocuğun hizasına inerek, "Şu

an evden çıkmak istemiyorsun, oyunun yarım kaldı ve bu seni kızdırdı,

anlıyorum" demek, sistemdeki gerilimi anında düşürür. Görülen ve duyulan

çocuk, savaşma ihtiyacı hissetmez.

Son Söz: Otorite Değil, Bağ Kurmak

Aile, üyelerinin birbirini ezerek güç kazandığı bir yer olmamalıdır.

Çocuğunuzun çocukluk evresindeki "inatçılığı", ileriki yaşlarda onun

haksızlıklara karşı durabilen, sınırlarını koruyabilen ve "hayır" diyebilen güçlü

bir yetişkin olmasının temel taşıdır.

Sistemik aile danışmanlığı perspektifinden bakarsak; evdeki güç savaşını

bitirmenin yolu çocuğun iradesini kırmak değil, onun iradesine rehberlik

edecek şefkatli bir bağ kurmaktır. Çünkü bir aile sisteminde ancak herkes

güvende ve görünür hissettiğinde gerçek huzur sağlanır.

Kaynakça

Satir, V. (1988). The New Peoplemaking. Science and Behavior Books.

Minuchin, S. (1974). Families and Family Therapy. Harvard University Press.