GÜÇ SAVAŞLARI
İnatçılık mı, Bireyleşme Çabası mı?
Aile danışmanlığı seanslarında ebeveynlerden en sık duyduğum şikayetlerden
biri şudur: "Çocuğum çok inatçı, sürekli bir güç savaşı içindeyiz ve asla laf
dinlemiyor." Genellikle beklenti, çocuğun bu "sorunlu" davranışını değiştirecek
sihirli bir formül vermemdir. Ancak bir sosyolog ve aile danışmanı olarak
benim ilk yaptığım şey, merceği sadece çocuktan çekip tüm aile sistemine
tutmaktır.
Çünkü sistemik bakış açısına göre; ailede hiçbir davranış tek taraflı değildir.
Çocukta gördüğümüz o aşırı "inatçılık", aslında aile sisteminin esnemeyen
kurallarına, sınırlarına veya fark edilmeden yürütülen güç savaşlarına karşı bir
yanıt, bir denge arayışıdır.
İnatçılık Bir Davranış Değil, Bir Çığlıktır
Gelişimsel olarak çocukların belirli dönemlerde (özellikle 2 yaş sendromu veya
ergenlik gibi geçiş evrelerinde) "hayır" demesi, ayak diremesi son derece
sağlıklıdır. Sosyolojik açıdan bakarsak, çocuk toplumun en küçük birimi olan
ailede kendi "bireysel egemenliğini" ilan etmeye çalışıyordur. Yani o an
karşınızda sizinle inatlaşan bir çocuk değil; "Ben de buradayım, benim de
kararlarım ve bir iradem var" diyen büyümekte olan bir birey vardır.
Peki, bu sağlıklı süreç ne zaman yıpratıcı bir "güç savaşına" dönüşür?
Ebeveyn olarak kendi otoritemizin sarsılmasından korkup, çocuğun bu alan
açma çabasına daha sert kurallarla ve "Ben ne diyorsam o!" yaklaşımıyla yanıt
verdiğimizde. İşte o an, konu çocuğun giymek istemediği hırka veya yemek
istemediği yemek olmaktan çıkar; sistem içindeki "Kimin sözü geçecek?"
savaşına dönüşür.
Aile Heykelindeki Güç Dengeleri
Büyük aile terapisti Virginia Satir, aile içi dinamikleri anlamlandırmak için
"Aile Heykeli" tekniğini kullanır. Bu çatışma anlarında ailenizin heykelini
diktiğimizi hayal edelim:
Bir tarafta parmağını sallayarak otoritesini korumaya çalışan, muhtemelen
kendi çocukluğunda da dinlenilmemiş bir ebeveyn; diğer tarafta ise kendini
korumak için tamamen kapanmış ya da öfkeyle bağıran bir çocuk. Bu heykelde
bağ, şefkat ve iletişim yoktur; sadece iki tarafın da kaybetmekten korktuğu bir
halat çekme yarışı vardır.
Çocuk inatlaştığında aslında sistemin bir haritasını okuruz. Acaba evde
çocuğun duygularına, tercihlerine ne kadar alan açılıyor? Yoksa yetişkinlerin
yoğun ve stresli hayat koşturmacasında, çocuğun hızı ve ihtiyaçları göz ardı mı
ediliyor? Çocuk, sesini duyurabilmek için "inatçılık" adlı o tek silahı kullanmak
zorunda kalıyor olabilir mi?
Güç Savaşını Bitirecek Sistemik Adımlar
Eğer evinizde sürekli bir inatlaşma döngüsünün içinde dönüp duruyorsanız,
sistemi şifalandırmak için şu adımlarla başlayabilirsiniz:
1. Kazan-Kazan Formülünü Devreye Sokun (Sınırlar İçinde Özgürlük)
Çocuğa mutlak bir itaat dayatmak yerine, ona güvenli sınırlar içinde seçme
hakkı tanıyın. "Bu sebzeyi yiyeceksin" demek yerine, "Bugün yemeğin yanında
havuç mu yemek istersin yoksa salatalık mı?" sorusu, sisteme esneklik getirir.
Çocuk kontrolün kısmen kendisinde olduğunu hissettiğinde, inatlaşma ihtiyacı
evrilir ve sakinleşir.
2. Kendi İçinizdeki "Otorite" Korkusuna Bakın
Çocuk size direndiğinde içinizde yükselen o öfke dalgasına odaklanın. "Eğer
şimdi taviz verirsem ileride beni hiç dinlemez" korkusu mu yaşıyorsunuz?
Unutmayın, çocuğun sınır çizme çabası size karşı yapılmış bir saygısızlık değil,
onun kendi kimliğini inşa etme sürecidir.
3. Davranışa Değil, Duyguya Bağlanın
Çocuk ayak direttiğinde ebeveyn olarak hıza ve sonuca odaklanırız (Örn: O
ayakkabı hemen giyilecek!). Oysa o an yavaşlayıp, çocuğun hizasına inerek, "Şu
an evden çıkmak istemiyorsun, oyunun yarım kaldı ve bu seni kızdırdı,
anlıyorum" demek, sistemdeki gerilimi anında düşürür. Görülen ve duyulan
çocuk, savaşma ihtiyacı hissetmez.
Son Söz: Otorite Değil, Bağ Kurmak
Aile, üyelerinin birbirini ezerek güç kazandığı bir yer olmamalıdır.
Çocuğunuzun çocukluk evresindeki "inatçılığı", ileriki yaşlarda onun
haksızlıklara karşı durabilen, sınırlarını koruyabilen ve "hayır" diyebilen güçlü
bir yetişkin olmasının temel taşıdır.
Sistemik aile danışmanlığı perspektifinden bakarsak; evdeki güç savaşını
bitirmenin yolu çocuğun iradesini kırmak değil, onun iradesine rehberlik
edecek şefkatli bir bağ kurmaktır. Çünkü bir aile sisteminde ancak herkes
güvende ve görünür hissettiğinde gerçek huzur sağlanır.
Kaynakça
Satir, V. (1988). The New Peoplemaking. Science and Behavior Books.
Minuchin, S. (1974). Families and Family Therapy. Harvard University Press.